Bir kafede oturuyorsun; etrafında kahkahalar, sohbetler, bardakların birbirine çarpma sesleri. Herkes birilerine bir şeyler anlatıyor, ama sen hiçbir sesin alıcısı değilsin. İnsanlar ne kadar yakın olursa olsun, bir o kadar uzakta hissettiriyor. İçindeki sessizlik, dışarıdaki gürültüyü boğuyor. Kalabalığın içinde kaybolmuş şekilde, gözlerin boşluğa dalmış ve insanların hareketlerini izliyorsun ama hiçbiri sana oraya ait hissettirmiyor. Kafeye tek gelmemişsin, karşında arkadaşın ama her ikinizin de elinde bir ekran, kalıcı bağlar yerine geçici uçucu etkileşimler kurmakla meşgulsünüz. İkinizin de odağı karşısındaki kişi değil önündeki ekran. Bağ kurmak yerine seçilen ekransa aslında başka bir sığınak, bir kaçış yolu. Sizce gerçekten şimdi ve burada mısınız?
Dijital çağın ve modern yaşamın paradoksları arasında giderek öne çıkan bir kavram var ki bu sene TDK tarafından yılın kavramı seçildi; Kalabalık Yalnızlık. Bu terim, özellikle 2024 yılına damgasını vurarak bireylerin hem toplumsal hem de psikolojik dinamiklerini anlamamızda yeni bir pencere açıyor. Peki, “kalabalık yalnızlık” tam olarak ne ifade ediyor ve bu kavram neden bu kadar önemli?
Kalabalıklar İçinde Yalnız Olmak
“Bir şehir kadar kalabalıktır, bazılarının yalnızlığı.”
-Cahit Zarifoğlu
Kalabalık yalnızlık, yüzeydeki sosyal bağlantıların yoğunluğuna rağmen, derin bağların eksikliğini hissetme durumudur. Sosyal medya, mesajlaşma uygulamaları ve hızlı tüketilen dijital içerikler sayesinde her zamankinden daha fazla insanla iletişim kurabiliyoruz. Ama bu iletişimlerin ne kadarı gerçekten anlamlı? Ne kadarı bize gerçek bir “birlikte olma” hissi hissettiriyor?
Görünürde bağlantılarla dolu olan bu dünya, insanların içsel yalnızlık hissini azaltmıyor. Aksine, yüzeysel ilişkiler ve anlık etkileşimler derin bağlara duyulan özlemi artırıyor. Çevrimiçi ortamlardan alınan “beğeni” ya da “yorum” gibi dijital etkileşimler, bir insanın varlığını gerçekten hissetmenin yerini tutamıyor.
Kalabalık Yalnızlığın Psikolojik Etkileri
“… Dijital dünyanın gelip geçici ilişkiler önermesi, yalnızlık hissini derinleştirmektedir. Diğer yandan hayatın giderek artan hızı, artan insan hareketliliğiyle birlikte toplumsal bağların zayıflamasıyla bağ kurmakta zorlanan bireyler, kendilerini kalabalıklar içinde yalnız hissetmektedirler. Bireyin çevresinde insan sayısının fazla olması, kendisinin yalnızlık hissetmediği anlamına gelmemektedir. Aynı ev içinde aile bireylerinin olması, aynı yemek masasında yalnız hissetmeyi engellememektedir.” (TDK, 2024)
Kalabalık yalnızlık, bireylerin ruh sağlığı üzerinde çarpıcı etkilere de sahip. Hepimiz insan doğası gereği bağ kurmaya ihtiyaç duyarız. Ama kalabalık yalnızlık hissi, kişinin kendini daha da izole hissetmesine, depresyon, kaygı ve hatta tükenmişlik sendromu gibi sorunlara bile yol açabiliyor. Bunlara ek olarak yalnızlık hissi, vücutta sürekli stres hormonu (kortizol) salgılanmasına ve uzun vadeli kronik stres durumu ise stres gelişimi ile buna bağlı fiziksel sağlık sorunlarına (örn; yüksek tansiyon, bağışıklık sistemi zayıflığı) yol açabilir. Kişi yalnızlık hissini bastırmak için bireyler, sosyal medya, oyunlar ya da alışveriş gibi bağımlılık yapıcı davranışlara yönelebilir.
Kalabalık Yalnızlıktan Çıkış Rehberi
“Peki, kalabalık yalnızlıktan nasıl uzaklaşabiliriz?” diye merak ediyorsan işte bazı öneriler:
- İlişkilerinize Yatırım Yapın: Yüzeysel bağlantılar yerine, anlamlı, derin ve gerçek ilişkiler geliştirmeye odaklan. Bu, sevdiklerinle kaliteli zaman geçirmek, onları dinlemek ve gerçekten anlamaya çalışmakla başlar. İlişkilerinde gerçekten “orada ol”, ekrana değil karşındaki kişinin gözlerine bak. Merakla ve dikkatle birbirinizi dinlemek konuşmalarınızda fark yaratır.
- Dijital Detoks Yapın: Sosyal medya ve dijital platformların kullanımını sınırlandırarak, gerçek hayattaki anlara ve ilişkilere daha fazla odaklan. Ekran süresi uygulamalarını kullanarak gününün ne kadarlık bir kısmını dijital ortamda geçirdiğini görmek seni şaşırtabilir. Güne telefona bakarak değil yeni bir alışkanlık ile başla. Sabah sayfaları yazabilir, meditasyon veya egzersiz yapabilir, evden çıkmadan güzel bir kahve içebilirsin.
- Kalabalıkların Gücüne İnanın: Aktif rol alabileceğin bir hobi edinmek, gönüllülük yapmak ya da komşuluk ilişkilerini geliştirmek gibi toplumsal faaliyetlere katılmak, yalnızlık hissinizi azaltabilir. Sosyal sorumluluk projelerini destekleyerek kendin de dahil olmak üzere birçok kişinin hayatına dokunabilir, bir dans kursu ya da spor grup dersine katılarak bedenini güçlendirip fiziksel hareketin olumlu gücünden yararlanabilirsin.
- Duygularınızı Yakın Merceğe Alın: Duygularını tanımak ve ifade etmek, yalnızlık hissini hafifletir. Bazen duyguları konuşmak zordur. Bu noktada duygu çarkı gibi araçları incelemek veya bir uzmandan destek almak da birer seçenek.
2024’ün Size Bir Mesaj Var!
“Kalabalık yalnızlık” kavramı bize, modern dünyanın yarattığı sosyal ve psikolojik çelişkileri düşünme fırsatı sunuyor. Aslında daha fazla bağlantıya sahip olmak, daha mutlu olmak anlamına gelmiyor. Esas mesele, bu bağlantıların ne kadar derin ve samimi olduğu.
2025 yılının özüne döndüğün ve gerçekten bağ kurmayı gündemine aldığın bir yıl olması dileğiyle. İnsanlarla bağ kurmanın önemini yeniden keşfetmek ve bu bağı güçlendirmek, yalnızlık hissini yenmenin en güçlü yollarından biri! Unutma gerçek anlamda “birlikte” olmak, sayılardan değil, duygulardan geçer.
*https://tdk.gov.tr/icerik/basindan/2024-yilinin-kelimesi-kavrami-kalabalik-yalnizlik/
Bu yazı Uzm. Psk. Merve Ağırbaşlı tarafından hazırlanmıştır ve tüm hakları saklıdır. Her türlü soru görüş ve önerileriniz için: psk.merveagirbasli@gmail.com

Yorum bırakın